Nedim Şener’in son yazısı

Ben sadece işimi yapıyorum
Kısa süre önce Avrupa BirliÄŸi Karma Parlamento Komisyonu heyetinden yetkililerle görüÅŸtüm. “Hrant Dink davasında gelinen nokta ve cinayetin arkasından devlet kurumlarındaki görevlilerin çıkması, fiziki ve hukuki olarak güvenliÄŸimi azalttı. Her an bir kazaya ya da iftiraya kurban gidebilirim” dedim. İki saatlik görüÅŸme sonrası heyetin baÅŸkanını uÄŸurlarken asansörün kapısında bana ÅŸöyle dedi: “Merak etmeyin, Dink konusuyla ve sizin sorunlarınızla yakından ilgileneceÄŸiz.”
Bu konuÅŸmanın üzerinden 3 hafta geçmeden iftira ile karşı karşıya kaldım! Polise çok yakın kaynaklara göre, hapse atılacak gazeteciler listesinin başına adımı yazdılar. Bahislerde benim adıma bire iki veriyorlarmış!!! Beni görenler, çok az ömrü kalmış ve öleceÄŸi kendisinden gizlenen bir hasta gibi davranıyor. Gözlerini gözlerimden kaçıran, zoraki bir gülümseme ile ‘Merhaba’ deyip geçenler çoÄŸaldı. Oysa ben ne suç iÅŸlediÄŸimi bilmiyorum. MesleÄŸini iyi yapmak suçsa, evet, suçluyum!!!
Haberx.com internet sitesinde Rauf Atilla Polat 3 Aralık 2010’da beni uyarmıştı; “Dink’in en yakın gazeteci dostları arasında Ali BayramoÄŸlu ve ırkdaşı Etyen Mahçupyan gelir. Her ne hikmetse bizim Nedim, Türk polisine saldırmaktan vazgeçmiyor. Hrant D.’nin derdi onu almış. Ermeni gazeteciye ailesi deÄŸil, Türk olarak bildiÄŸimiz Nedim sahip çıkıyor. Anladık, gazetecilik yapıyor da yetmiyor, Müslüman Türk polislerine de saldırıyor… Yine de bir dost tavsiyesinde bulunalım… Bence yanlış yoldasın Nedim KardeÅŸ… Bak Hanefi A.’ya… Bak Tuncay Ö.’ye (“Beni de içeri alın” diye bağırıyordu)…” Polise yakın olduÄŸu anlaşılan Rauf Atilla Polat, 22 Åžubat 2011’de Ergenekon soruÅŸturması kapsamında tutuklanan Odatv’nin sahibi Soner Yalçın’ın tutuklanmasına iliÅŸkin yazısında, 3 Aralık 2010’da bana yazdığı uyarıyı hatırlatıyor ve ÅŸöyle diyor: “Geçenlerde POSTA’daki Nedim’ciÄŸime ‘2011 sizler için karanlık bir yıl, yanlış yoldasınız ve boÅŸuna çırpınıyorsunuz’ dedim ama inanmadı…” DoÄŸru, inanmamıştım. Çünkü ben en dürüst ÅŸekilde iÅŸimi yapıyorum.
Kusurum ne, söyleyin!
Peki ben bir Ermeni’yi savunayım derken müslüman Türk polisine ne kusur iÅŸlemiÅŸtim? Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin ve İstanbul 10. İdare Mahkemesi’nin kararlarında belirtildiÄŸi gibi Hrant Dink cinayetinde ihmali olduÄŸu ortaya çıkanlar istihbaratçı polisler deÄŸil mi? Bunların isimlerini yazmak mı hata? Ayrıca bu polisler beni mahkemeye verdi. İstanbul 11. Ağır Ceza’da 20, İstanbul 2. Asliye Ceza’da 8 yılla yargılandım ve beraat ettim. Hapse atılmamı bekleyenler bu sonuç karşısında ÅŸaşırdı. Hem o üç polis hem de savcı temyize gitti. Birilerinin benim üzerimden, hukuku araç kılarak kiÅŸisel hesaplarını görmek istedikleri belli. Ama ben daha önce de defalarca söylediÄŸim gibi hukuki tüm yolları kullanıp bana iftira atanlarla hesaplaÅŸacağım. Soner Yalçın’ı, Zaman Gazetesi’ni sadece bana iftira attıkları için mahkemeye verdim. Yatmakta olduÄŸu cezaevine faks çektim, ‘Dink Cinayeti ve İstihbarat Yalanları’ kitabına bir katkısı olup olmadığını Hanefi Avcı’ya sordum. Cevap gelince hem size açıklayacağım, hem de yargıya ileteceÄŸim. Ben büyük bir aÅŸkla iÅŸini yapan, dürüst bir gazeteciyim. Aldığım ulusal ve uluslarası ödüller ortada. Kimsenin de yandaşı, adamı deÄŸilim.
kaynak : posta
Tags: gazeteci, Gazeteci Nedim Åžener, Nedim Åžener

Ben sadece işimi yapıyorum
Kısa süre önce Avrupa BirliÄŸi Karma Parlamento Komisyonu heyetinden yetkililerle görüÅŸtüm. “Hrant Dink davasında gelinen nokta ve cinayetin arkasından devlet kurumlarındaki görevlilerin çıkması, fiziki ve hukuki olarak güvenliÄŸimi azalttı. Her an bir kazaya ya da iftiraya kurban gidebilirim” dedim. İki saatlik görüÅŸme sonrası heyetin baÅŸkanını uÄŸurlarken asansörün kapısında bana ÅŸöyle dedi: “Merak etmeyin, Dink konusuyla ve sizin sorunlarınızla yakından ilgileneceÄŸiz.”
Bu konuÅŸmanın üzerinden 3 hafta geçmeden iftira ile karşı karşıya kaldım! Polise çok yakın kaynaklara göre, hapse atılacak gazeteciler listesinin başına adımı yazdılar. Bahislerde benim adıma bire iki veriyorlarmış!!! Beni görenler, çok az ömrü kalmış ve öleceÄŸi kendisinden gizlenen bir hasta gibi davranıyor. Gözlerini gözlerimden kaçıran, zoraki bir gülümseme ile ‘Merhaba’ deyip geçenler çoÄŸaldı. Oysa ben ne suç iÅŸlediÄŸimi bilmiyorum. MesleÄŸini iyi yapmak suçsa, evet, suçluyum!!!
Haberx.com internet sitesinde Rauf Atilla Polat 3 Aralık 2010’da beni uyarmıştı; “Dink’in en yakın gazeteci dostları arasında Ali BayramoÄŸlu ve ırkdaşı Etyen Mahçupyan gelir. Her ne hikmetse bizim Nedim, Türk polisine saldırmaktan vazgeçmiyor. Hrant D.’nin derdi onu almış. Ermeni gazeteciye ailesi deÄŸil, Türk olarak bildiÄŸimiz Nedim sahip çıkıyor. Anladık, gazetecilik yapıyor da yetmiyor, Müslüman Türk polislerine de saldırıyor… Yine de bir dost tavsiyesinde bulunalım… Bence yanlış yoldasın Nedim KardeÅŸ… Bak Hanefi A.’ya… Bak Tuncay Ö.’ye (“Beni de içeri alın” diye bağırıyordu)…” Polise yakın olduÄŸu anlaşılan Rauf Atilla Polat, 22 Åžubat 2011’de Ergenekon soruÅŸturması kapsamında tutuklanan Odatv’nin sahibi Soner Yalçın’ın tutuklanmasına iliÅŸkin yazısında, 3 Aralık 2010’da bana yazdığı uyarıyı hatırlatıyor ve ÅŸöyle diyor: “Geçenlerde POSTA’daki Nedim’ciÄŸime ‘2011 sizler için karanlık bir yıl, yanlış yoldasınız ve boÅŸuna çırpınıyorsunuz’ dedim ama inanmadı…” DoÄŸru, inanmamıştım. Çünkü ben en dürüst ÅŸekilde iÅŸimi yapıyorum.
Kusurum ne, söyleyin!
Peki ben bir Ermeni’yi savunayım derken müslüman Türk polisine ne kusur iÅŸlemiÅŸtim? Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin ve İstanbul 10. İdare Mahkemesi’nin kararlarında belirtildiÄŸi gibi Hrant Dink cinayetinde ihmali olduÄŸu ortaya çıkanlar istihbaratçı polisler deÄŸil mi? Bunların isimlerini yazmak mı hata? Ayrıca bu polisler beni mahkemeye verdi. İstanbul 11. Ağır Ceza’da 20, İstanbul 2. Asliye Ceza’da 8 yılla yargılandım ve beraat ettim. Hapse atılmamı bekleyenler bu sonuç karşısında ÅŸaşırdı. Hem o üç polis hem de savcı temyize gitti. Birilerinin benim üzerimden, hukuku araç kılarak kiÅŸisel hesaplarını görmek istedikleri belli. Ama ben daha önce de defalarca söylediÄŸim gibi hukuki tüm yolları kullanıp bana iftira atanlarla hesaplaÅŸacağım. Soner Yalçın’ı, Zaman Gazetesi’ni sadece bana iftira attıkları için mahkemeye verdim. Yatmakta olduÄŸu cezaevine faks çektim, ‘Dink Cinayeti ve İstihbarat Yalanları’ kitabına bir katkısı olup olmadığını Hanefi Avcı’ya sordum. Cevap gelince hem size açıklayacağım, hem de yargıya ileteceÄŸim. Ben büyük bir aÅŸkla iÅŸini yapan, dürüst bir gazeteciyim. Aldığım ulusal ve uluslarası ödüller ortada. Kimsenin de yandaşı, adamı deÄŸilim.
kaynak : posta
