#
Fıkralar sayfamızda çok komik fıkraları kategoriler halinde bulabilirsiniz. Nasrettin Hoca, Temel Dursun yani karadeniz fıkraları, sarhoÅŸ fıkraları ve daha bir çok fıkraları sayfalarımızda okuyabilirsiniz. Buyrun Fıkralar;
Ülke Özellikleri fıkrası Bir Fransız, İngiliz, Alman, Hollandalı, Rus, İranlı ve Türk bir araya gelmiÅŸler ve ülkelerinin özelliklerini anlatıyorlarmış… Fransız : - Bizim ülkenin kızları o kadar güzel, o kadar güzeldir ki, bakmaya, öpmeye kıyamazsınız…. İngiliz : -Bizim ülkenin biraları, içkileri o kadar güzeldir ki içmeye doyamazsınız.. Alman : -Bizde de öyle güzel, öyle saÄŸlam arabalar var ki inanamazsınız. Hepsi müthiÅŸdir. Hollandalı: - Siz bizim ülkenin evlerini bir görseniz, içiniz gider..Mükemmel tasarımdırlar İranlı: - Bizim oraların halılarını bir görseniz, güzelliÄŸine ve dokuma sanatına hayran olursunuz.. Rus: - ArkadaÅŸlar bizde bir gizli servis var, KGB, dünyada neler olsa anında haberi olur.. İnanılmazdır… Sıra Türk’e gelir : - Bizde öyle delikanlılar vardır ki…İnanamazsınız. Alır Fransız kızını, atar Alman Arabasına, içer İngiliz içkilerini, gider Hollandalının evine, yatırır İran Halısının üstüne, deÄŸil Rusların gizli servisi, kocasının bile ruhu duymaz.. —–
YaÅŸlılık hali YaÅŸlı adam zengindir ve çalışmaktan yorgun düÅŸmüÅŸtür. ömrünün geri kalan kısmını dünyayı gezerek geçirmeye karar verir ve seyahte çıkar. okyanusta bir adada lüks bir otele gelir ama resepsiyonda kendisine ” burası çıplar kampıdır ve herkes kurallara uymak zorundadır” derler. deÄŸiÅŸiklik olsun diyerek kabul eder. odasında soyunup havuz başına iner.ÅŸezlonga uzanırken havuzdan sarışın bir afetin çıktığını görünce ihtiyarın malı dimdik olur. sarışın bunu görür ve ”buranın kuralı, beni nemen becereceksin burada” der. eh madem kural tamam der ve sarışını anında becerir. iÅŸi bitince içkisinden bir yudum alır vr gerilerek ÅŸezlonga uzanırken ”zarrrt” diye osurur. yanında yatan zebellah gibi bir zenci hemen doÄŸrulur ve !!burada kuraldır, ossuranı düzeriz!!der ve ihtiyarın tüm çabalarına raÄŸmen zenci oracıkta ihtiyarı düzer. ihtiyar koÅŸarak resepsiyona gelir ve ”hesabı kesin ben gidiyorum” der memur ”ne oldu daha yeni geldiniz ”diyince ihtiyar; ”evladım benimki ayda 1 kez ya kalkar ya kalkmaz ,ama ben günde en az on kere ossururum” kes hesabı kes… —–
Herkes Kendi YediÄŸinden İkram Eder Bir gün İran hükümdarı Åžah İsmail düÅŸmanı olan Yavuz Sultan Selim hana bazı hediyeler yollar ama bu hediyeler çok deÄŸerli hediyeler halılar altınlar gümüÅŸler yakutlar deve deve yemiÅŸler ve bir de sandık hediyeler Yavuz a getirilir açılır ama o da ne içeriyi bir koku kaplar ama çok kötü bir koku nedir bu diye herkes aramaya baÅŸlar birde bakarlar ki sandığın dibinde insan dışkısı konulmuÅŸ Yavuz Sultan Selim hemen buna bir cevap vermek için ulemalarını hocalarını toplar.Buna iyi bir ÅŸekilde cevap verilmesi gerekmektedir.Ve yine cevabı kendisi bulur aynı hediyelerden kendiside hazırlatır ve vezirine kendisine bir kutu gül lokumu getirmesini ister ve lokumun altınada bir not yazar elçiyle ÅŸah İsmaile yollar.ÅŸah İsmail hediyeleri kabul eder ama içinde bir tereddüt acaba o bana ne dışkısı yoladı diye düÅŸünürken içeriyi birden lokum kokusu sarar çok güzel kokmaktadır.Vezir lokumu ikram eder ÅŸah önce baÅŸkaları tatsın enson ben tadarım diyerek kendine göre önlem alır herkes lokumları yedikten sonra sıra ÅŸah İsmaile gelir ÅŸah lokumu yer ve altındaki not gözüne iliÅŸir.notta ÅŸöyle yazmaktadır ‘İsmail herkes kendi yediÄŸinden ikram eder’ YAVUZ SULTAN SELİM —–
İki Adam Karısını KaybetmiÅŸ İki adam Akmerkez’de karılarını kaybetmiÅŸ hararetle arıyorlarmış. Ortada koÅŸuÅŸturup dururken birbirlerine çarpmışlar. Ne oluyor birader demeye kalmamış birisi; “KardeÅŸ kusura bakma karımı kaybettim de onu arıyorum” demiÅŸ. DiÄŸeri; “Sende kusura bakma ama bende karımı arıyorum” demiÅŸ. Adamlardan birinin aklına bir fikir gelmiÅŸ ve demiÅŸ ki; “Arkadaşım, madem ikimizde karılarımızı arıyoruz, karılarımızın tipini birbirimize tarif edelim ve ayrı ayrı yerlerde aramaya baÅŸlayalım. EÄŸer rastlarsak saat 12 ‘de Mc Donald’s ‘ın önüne gitmesini söyleriz demiÅŸ. DiÄŸeri tamam demiÅŸ ve baÅŸlamış karısını tarif etmeye; “Benim karım sarışın, mavi gözlü, 21 yaşında, 1.75 boyunda, 60 kg, topuklu beyaz ayakkabı ve kırmızı mini etekli tek parça elbise giyiyor” demiÅŸ. Ve diÄŸer adama “Senin karın nasıl biri ?” diye sormuÅŸ. DiÄŸer adam; “BoÅŸver benimkini seninkini arayalım…” —–
Katı, Sıvı, Gaz
Olay, bir arkadaşımın annesinin gözetmen olarak bulunduÄŸu ilkokulu dışardan bitirme sınavlarından birinde gerçekleÅŸiyor. Dışardan bitirme sınavı ya, yaÄŸlı ballı adamlar da var sınavda. Gözetmenler sınav sırasında sıraların arasında dolaşıyorlar. Tam o sırada gözetmen bakıyor, adamın biri soruların hiçbirine cevap verememiÅŸ; acıyor dama. “Maddenin üç halini yazınız” sorusunu parmağıyla iÅŸaret ediyor ve adamın kulağına eÄŸilip cevabı fısıldıyor: ” Katı, Sıvı, Gaz.” Sınav kurulunu dumura uÄŸratan an cevap kagıtları okunurken gerçekleÅŸiyor. Sorunun cevabı, kagıtların birinde aynen ÅŸöyle yer alıyor: - Katır, Sığır, Kaz —–
BeÅŸiktaÅŸ BeÅŸiktaÅŸ ekibi maç saatine yakın stada girerler.. stada takımdan ayrı gelen Sergen, takımın motivasonunun çok düÅŸük olduÄŸunu görür, suratlar asıktır, - Ne oldu neden yüzünüz gülmüyor diye sorar. Takım arkadaÅŸlarından biri, - Ne olsun böyle bir takımla oynamak zorunda kaldığımız için canımız sıkkın, der.. Bunun üzerine Sergen: - Pekala çocuklar, hadi siz gidin kadıköy’ü gezin, ben tek başıma sahaya çıkar oynarım, der.. Ve takım çocuklar gibi sevinerek stattan çıkıp Kadıköyü gezmeye giderler.. Maç baÅŸladıktan 10 dk sonra BeÅŸiktaÅŸ takımı stada döner, skor; BeÅŸiktaÅŸ 1 – Fenerbahçe 0.. e tabi bu durumda daha da bir keyiflenirler ve tekrar dışarı çıkar gezmeye baÅŸlarlar.. Maç bittikten sonra stada döndüklerinde, maçın 1-1 bittiÄŸini görürler, FB adına Ortega, 85. dakikada bir gol atmıştır.. Takım arkadaÅŸları hemen Sergen’e koÅŸarlar ve onu coÅŸkuyla tebrik ederler.. Ama Sergen üzgündür. - Özür dilerim arkadaÅŸlar, sizi mahçup ettim, der. - Olur mu öyle ÅŸey, der BeÅŸiktaÅŸ takımı, - Sen koskoca bir takımla tek başına oynayıp yenilmedin, daha ne olsun.. - Ama, der Sergen, 12. dakikada kırmızı kart görmüÅŸ olmam gerçekten benim için utanç vericiydi.. —–
Aldatma
Uluslararası ölçekte bir kadın araÅŸtırması yapan sosyolog, dünyanın çeÅŸitli ülkelerinde kadınlara bir soru sormus. - Kocanızı baÅŸka bir kadınla yakalarsanız ne yaparsınız??? Soruya ülkelere göre verilen yanıtlarsa ÅŸöyle olmuÅŸ: İsveçli : Neyimi beÄŸenmediÄŸini sorarım. Rus : Evi terk ederim. Fransız : Sesimi çıkarmam, sevgilime gider beni teselli etmesini isterim. İtalyan : Kadını vururum. İspanyol: Kocamı vururum. Yunanlı : Her ikisini de vururum. Türk : Benim kocam yapmaz! —–
Nasrettin hoca Baklava fıkrası Hoca aksamleyin eve dogru yururken, baklava seven bir koyluyle karsilasir. -Hoca, kisa bir sure once bir adam buyuk bir tepsi baklava goturuyordu… -Beni ilgilendirmez! -Fakat adam tepsiyi sizin eve goturuyordu. -O zaman seni ilgilendirmez!
—–
Nasrettin Hoca parayı veren düdüÄŸü çalar fıkrası Bir gün Nasrettin Hoca pazara giderken çocuklar etrafını almışlar. Hepsi birer düdük ısmarlamış, ama para veren olmamış.
Hoca çocukların tümüne olumlu cevap vermiÅŸ:
- Peki, olur…
Çocuklardan yalnız biri, elinde para olduÄŸu halde, Hoca’ya ÅŸunları söylemiÅŸ:
- Åžu parayla bana bir düdük getirir misin ?
Hoca akÅŸama doÄŸru pazardan dönmüÅŸ. Yolunu bekleyen çocuklar hemen
Hoca’nın etrafını sararak düdüklerini istemiÅŸler.
Nasrettin Hoca, cebinden bir düdük çıkarıp kendisine para veren çocuÄŸa uzatmış.
Ötekileri bağırmaya baÅŸlamışlar:
- Ya bizim düdükler nerede ?
Hoca’nın cevabı kısa ve anlamlı olmuÅŸ:
- Parayı veren düdüÄŸü çalar
EÅŸeÄŸe Ters Binmek
Nasreddin Hoca bir gün yabancı bir köyde misafir olur. Cuma günü O’nu kürsüye çıkartırlar. Güzel bir vaaz verir. Herkez pek memnun kalır. Camiden çıkınca Hoca’nın eÅŸeÄŸini getirirler. Köylülerin hepsi ona hizmet etmek için adeta yarışırlar. Hoca eÅŸeÄŸine binerken biraz düÅŸünür. Sonra eÅŸeÄŸin üstüne ters oturur. Herkes hayret eder. Köylülerden biri dayanamayıp sorar : - Hocam der. Kusura bakma ama eÅŸeÄŸe niçin ters bindiÄŸini sorabilirmiyim? Hoca tebesüm ederek cevap verir : - EÄŸer düz binip önünüze geçseydim siz arkada kalacaktınız. Siz öne geçseydiniz, bu defa ben arkada kalmış olacaktım. Böyle ters binince size arkamı dönmemiÅŸ oluyorum. Sebebi bu… —–
Mum AteÅŸiyle PiÅŸen Yemek
Bir gün Nasreddin Hoca ve arkadaÅŸları iddiaya tutuÅŸmuÅŸlar. EÄŸer Hoca karanlık ve soÄŸuk bir gecede, sabaha kadar köy meydanında bekleyebilirse arkadaÅŸları ona güzel bir ziyafet çekecekmiÅŸ. Åžayet bunu beceremezse o, arkadaÅŸlarına ziyafet çekecek. KararlaÅŸtırılan gün Hoca meydanın ortasında, sabaha kadar tir, tir titreyerek beklemiÅŸ. Sonra yanına gelenlere : - Tamam demiÅŸ. İddiayı kazandım. - Ne oldu ne yaptın demiÅŸler. - Bekledim sabaha kadar demiÅŸ. - Hayır demiÅŸler. Sen uzaktaki bir mum ışığı ile ısınmışsın. İddiayı kaybettin! Ziyafetimizi hazırla. Hoca çaresiz kabul etmiÅŸ. Ziyafet vakti kocaman bir kazanın altına minicik bir mum koymuÅŸ. Güya yemek piÅŸirecek. - Ne yapıyorsun? demiÅŸler. Kıs, kıs gülerek cevap vermiÅŸ : - Bu mum sıcağıyla size yemek piÅŸireceÄŸim arkadaÅŸlar. Uzaktaki bir mum ışığıyla ben nasıl ısındıysam, bu kazandaki yemek de öyle piÅŸecek!… —–
Nezleyimde
Timurlenk, AkÅŸehir’de karargah kurulunca ÅŸehir halkı adına Nasrettin Hoca ile eÅŸraftan iki zat hatır sormaya gittiler. Kahveler içilip sohbet edildikten sonra, Timur sormuÅŸ : - Karargahımı nasıl buldunuz? Beylerden biri cevap vermiÅŸ : - Çok güzel ama fena bir koku var! Timur fena halde kızmış, yanındakilere ” Alın ÅŸu adamı, boynunu vurun” demiÅŸ ve öteki beye dönmüÅŸ : - Koku var mı? Adam korkusundan : - Ne münasebet efendimiz, misk-ü amber kokuyor, deyince Timur gene kızmış : - Neresi misk kokuyor dalkavuk herif! Alın ÅŸununda boynunu vurun! Sonra aynı soruyu Hoca’ya sormuÅŸ. Hoca bakmış pabuç pahalı yapıştırmış cevabını : - Vallahi hükümdarım ne diyeyim, nezleyim burnum koku almıyor. —–
Öbür dünya Temel ile Dursun öbür dünya’yı çok merak ediyorlarmış. Sonunda anlaÅŸmışlar, kim erken ölürse o deÄŸerine telefon açıp öbür dünyayı tarif edecekmiÅŸ. Fıkra bu ya en sonunda Dursun ölüyor. 2 gün sonra Temel’in telefonu çalıyor. Arayan Dursun. Biraz hoÅŸ beÅŸten sonra Dursun ÅŸöyle der; - Ula Temel sana pi iyi pi da çötü haberum vardur? - Ula Dursun adami çatlatma önce iyi olani soyle. - İyi haber burda bu hafta Trabzonspor-Fenerbahçe maçı var. Kötü haber ise Trabzonspor’un ilk onbirinde sen de varsın… —–
Bira Temel Londra`da otelin birinin odasında kara kara düÅŸünüyor.”ulan” diyor Ben aÅŸağıdan içki isterken laz olduÄŸum anlaşılır mı acaba? Geçiyor aynanın karşısına ve prova yapıyor…. - Bana bir fisku.. yok böyle anlarlar - Bana bir raki.. “yok” diyor “böyle de anlarlar…” - Bana bir bira….Tamam diyor böyle iyi anlamazlar……Ve aÅŸağıya iniyor,Masaya dirseklerini dayıyor ve sesleniyor. “Barmen bana bir bira. Barmen Temeli biraz süzdükten sonra soruyor: - Birader sen laz mısın? Temel - uuuy nasıl anladın diyor; - Burası resepsiyon bar karşıda —–
Tarlada Dursun canı sıkkın bir ÅŸekilde tarladan gelen Temel’i görür ve hemen sorar: - Hayrola Temel ne oldu daa. Neye böyle öfkelu öfkelu gideysun. Temel - Hiç sorma Dursun derdum büyüktür. Dursun - Hayrola uÅŸaÄŸum neymiÅŸ derdin?. Temel - Tarlada iken canım acayip fadimeyi çekiyur, ama eve gelince tık yok. Dursun - UÅŸağım o zaman Fadime sana gelsin. Temel - Nasıl olacak bu? Dursun - Al tüfeÄŸi yanına canın çekince patlat Fadime anlar koÅŸar gelir. Temel - Hay aklınla bin yaÅŸa emi. Tabi Temel bunu hemen uygulamaya koyar. Canı çekince hemen tüfeÄŸi patlatıveriyor Fadime yanında. Aradan bir kaç hafta geçiyor Dursun yine Temel’i tarladan gelirken görüyor. Dursun - Hayrola Temel nasıl gidiyor verdiÄŸim taktik? Temel - Valla Dursun ilk baÅŸta çok iyidi, ama av sezonu açıldı açılalı Fadimenin yüzünü göremez oldum —–
Zengin Temel Bizim Temel ile Cemal bir gun lüks bir otelin lobisinde harika bir hatun gorurler. Temel der ki, ‘Ula Cemal, gidip bi bakayim, bu kadindan is cikar mi ?’ Temel yaklasir kadina, sorar : - ‘Benimle bi yemek,yemek ister misiniz ?’ - ‘Bahse girerim su kapidaki Mercedes sizin degil’ - ‘Degildir’ - ‘Soyle iyi durumda bir banka hesabiniz da yoktur sanirim’ - ‘Yoktur’ - ‘Karadeniz kiyilarinda soyle iki katli bir ciftlik eviniz de yoktur heralde’ - ‘Yoktur’ - ‘Hadi o zaman cek arabani!’ Temel boynu bukuk doner Cemal’in yanina : - ‘Ula Cemal, benim Limuzini sana versem Mersedesini bana verirsin ?’ - ‘Veririm Temel’im’ - ‘Bi telefon etsem kendi bankamda bana hesap acarlar mi ?’ - ‘Acarlar Temel’im’ - ‘Tamam o da kolay da, heralde bizim peder ucuncu kati yikmama izin vermez’ —–
Fena Gelin
Bir gelin ve kaynana sürekli kavga ediyorlarmış. Kaynanası ile her gün kavga etmekten bıkan gelin en sonunda aÄŸzını açmış ve söylenmeye baÅŸlamış: - Kadın! Kadın! Sen ne diyorsun¿ Ne demek “ne getirdin bu eve¿” Üzerini çıkartıp göÄŸüslerini göstererek: - İki tane kristal avize. GöbeÄŸini göstererek: - Bir tane bünyan halı. Donunu çıkartarak: - Renkli bir televizyon getirdim. Peki senin oÄŸlun ne getirdi¿ ‘Kırık bir anten’. O da benim sayemde düzeliyor! —–
Utandırmak Böyle Olur
Adam barda gördüÄŸü güzel bir bayanla konuÅŸmanın yollarını arıyordu.Sonunda cesaretini toplayarak kıza yaklaÅŸtı ve, - “Biraz konuÅŸabilirmiyiz acaba?” dedi. Kız birden haykırdı: - “Terbiyesiz!Ben senin bildiÄŸin kızlardan deÄŸilim!” Adam utancından yerin dibine girmiÅŸti.Herkes ona bakıyordu, gitti ve masasına oturdu. Bir süre sonra kız ona yaklaÅŸyı,gülümseyerek, - “Az önceki olay için özür dilerim.Ben psikoloji öÄŸrencisiyim ve utandırıcı durumlarda insanların nasıl davrandıklarını inceliyordum.” dedi. Adam avaz avaz bağırarak cevap verdi: - “Ne? Gecesi 200 dolar mı?Deli misin sen?” —–
Nasıl Hatırlamazsın?
PadiÅŸah bir gün bir ferman yayınlayarak o haftaki cuma namazında orada yaÅŸayan herkesin bulunmasını zorunlu kılmış. Dört bir yana haber salınmış ve cuma vakti gelmiÅŸ. Bir adam dışında bütün ahali cumaya katılmış. Ertesi gün padiÅŸah sadrazamı yanına cağırıp sormuÅŸ: - Dün kü cumaya ahaliden katılmayan var mı_? - Evet efendim, bir kiÅŸi katılmadı_! - Tez getirin o deyyussu karşıma_! Adamı bulup yaka paça padiÅŸahın huzuruna çıkarmışlar. PadiÅŸah, Adam ve Sadrazam kaldığında PadiÅŸah sormuÅŸ, - Söyle bakalım neden gelmedin dün ki cuma namazına ?” - Çok onemli bir iÅŸim vardi padiÅŸahim_! - Hımmm demek önemli bir iÅŸin vardı. Öyleyse sana ölmeden önce üç dilek dileme hakkı tanıyorum. Söyle bakalim ilk dileÄŸini. - Yok padiÅŸahim ben en iyisi dilek dilemeyeyim siz beni öldurun. - Dile lan deyyus çabuk adamı çileden çıkartma_! - Peki. Eeee ÅŸey padiÅŸahım. Ben sadrazamın karısına hastayım, madem öyle ölmeden önce bir yatsam onunla. Tabi bunu duyan sadrazam olaya ÅŸiddetle karşı çıkmasına raÄŸmen, padiÅŸahın: - BoÅŸver takma kafana nasıl olsa ölecek gibi sözlerinden sonra istemeye istemeye razı olmuÅŸ. Ardından sıra ikinci dileÄŸe geldiÄŸinde Adam da yine aynı naz ve padiÅŸahın azarlaması. Sonunda adam ikinci dileÄŸini söylemiÅŸ. - Eeee ÅŸey padiÅŸahım ben sizin karınıza da hastayım, ölmeden önce onla da… - Ne diyorsun lan sen (falan padiÅŸah köpürmüÅŸ) Tabii bu kez de sadrazam telkinde bulunmuÅŸ ve adam PadiÅŸahın karısıyla da… Veee sıra gelmiÅŸ üçüncü dileÄŸe; - Söyle bakalım ÅŸu üçüncü dileÄŸini de bitirelim artık ÅŸu iÅŸi. - Yok padiÅŸahım söylemeyeyim, ilk ikisini söyledim ama bunu nasıl söylerim bilmiyorum. Ilk ikisinden daha kötü ne olabilir ki diye düÅŸünen padiÅŸah kızarak - OÄŸlum söyle bak iÅŸkence yaptırırım, söyletirim - Peki efendim_’ ben sadrazamla size de hastayım. Ardından kısa bir sessizlik ve Sadrazam: - PadiÅŸahım ben sanki bu adamı namazda görür gibi oldum. Hatırlıyor gibiyim. PadiÅŸah : - Nasıl hatırlamazsın lan eÅŸÅŸoÄŸlu eÅŸek yanımda oturuyordu.! —–
Estetik Ameliyatı
Bir kari-koca cok kotu bir kaza gecirirler. Kadinin yuzu tamamen yanar. Plastik cerrahlar kadinin yuzunu eski haline getirebilmek icin deriye gerek oldugunu ama kadindan deri alamayacaklarini soyleyince kocasi deri vermeye Gonullu olur. Fakat kocasindan alinacak deri popo bolgesinden alinacaktir.. Adam bu bilginin karisina soylenmemesini ister cunku moralinin bozulacagindan cekinmektedir. Ameliyat tamamlandiktan sonra kadin eskisinden de guzel gorunur. Her goren bu muhtesen guzellik karsisinda hayrete dusmektedir. Birgun kadin kocasi ile basbasa kaldiginda ; - “Hayatim cok tesekkur ederim. Benim bu halim senin Sayende. Sana nasil tesekkur etsem?” …deyince kocasi cevap verir : - “Tesekkure gerek yok hayatim. Annen seni her optugunde ben gerekli mutlulugu duymaktayim zaten”.. —–
Kadınları Anlamak
Adamin biri California’da bir kumsalda yürürken ayağı eski bir lambaya takılmış, adam lambayı kumların içinden çıkarmış. Dalgasına belki cin cıkar deyip ovalamış lambayı, harbi harbi cin çıkmış. Adam çok ÅŸaşırmış, cin baÅŸlamış konuÅŸmaya: - Tamam, tamam. Beni lambadan kurtardin vs… - Bu, bu ay içinde dördüncü çıkarılışım ve bu iÅŸten sıkılmaya baÅŸladım bu yüzden 3 dileÄŸi unut. Sadece 1 dilek hakkın var! Adam oturmuÅŸ ve bir süre düÅŸünmüÅŸ ve: - Her zaman Hawaii’ye gitmek istedim ama uçaktan korkarım ve deniz beni çok tutar. Benim için Hawaii’ye bir köprü yap böylece arabayla oraya gidebileyim Cin gülmüÅŸ ve: - Bu imkansiz. Bu iÅŸin lojistiÄŸini düÅŸün! Köprünün ayakları nasıl Pasifik’in dibine ulaÅŸabilir? Ne kadar beton gerektiÄŸini, ne kadar çelik gerektiÄŸini düÅŸün. Hayır, baÅŸka bir dilek düÅŸün. Adam tamam demiÅŸ ve gerçekten güzel bir dilek düÅŸünmeye baÅŸlamış. En sonunda: - Dört kere evlendim ve boÅŸandım. Bütün karılarım her zaman duyarsız olduÄŸumu ve onunla ilgilenmediÄŸimi söylerdi. Bu yüzden, kadınları anlayabilmeyi diliyorum… Nasıl hissettiklerini ve neden aÄŸladıklarını, bir ÅŸey söylemedikleri zaman gerçekten ne istediklerini…onları nasıl gerçekten mutlu edebileceÄŸimi bilmek istiyorum… Cin cevap vermis: - Köprü iki ÅŸeritli mi olsun dört ÅŸeritli mi_! —–
Dul Kadın
Jack ve arkadaşı Bob, kayak yapmaya Kuzeye gitmiÅŸler. Bir kaç saat yol aldıktan sonra korkunç bir kar fırtınasına yakalanmışlar.Yakındaki bir çiftlik evine arabalarını çekmiÅŸler ve evin çekici hanımından geceyi orada geçirmek için izin istemiÅŸler. - “Dul bir kadınım ben diye açıklamış hanım, EÄŸer evimde kalmanıza izin verirsem komÅŸular dedikodu yaparlar.” -EndiÅŸelenmeyin demiÅŸ Jack, ahırda da rahat edebiliriz. Bir sene sonra Jack, dulun avukatından bir mektup almış.Arkadaşı Bob’u çağırarak sormuÅŸ: - Bob, ÅŸu çiftliÄŸinde kaldığımız çekici dul kadını hatırlıyor musun ?” - Evet, hatırlıyorum. - O gece geç vakit eve gidip, o kadınla yattın mı ? - Evet, itiraf etmeliyim ki bunu yaptım. - Ona kendi adın yerine benimkini verdin mi peki ? Bob yüzü kızararak cevap verir: - Evet, korkarım öyle yaptım. - Eh, sana çok teÅŸekkür borçluyum dostum. Kadın ölmüÅŸ ve çiftliÄŸini de bana bırakmış.” —–
Bu Yazi Sayfaya PerÅŸembe, 19 AÄŸustos, 2010 - 22:02 Eklendi. Yazinin Kategorisi Fikralar. Bu Konuyu ve Kategoriyi Takip etmek icin RSS Dagilimina uye olun RSS 2.0 . Both comments and pings are currently closed.
Yoruma kapali .
Felçli Kadina tecavüz
Çelenge saldıran ülkücü sorguda
Öcalan’ın İstanbul’da normal bir cezaevine nakledilmesi söz konusu
12 Eylül 1980 askeri darbesi
Adolf Hitler'in soyu şaşırttı!
Erdoğan'ı üzen pankart Videoyu IzLeyin
Saadet'te il başkanı görevden alındı
Erdoğan tüm sınavlarını kazandı
ABD`YE İSLAM DÜNYASINDAN KÖTÜ NOT
Van Gölün'de fokur fokur termal su