Chat - Sohbet Odalari

#

 ODALAR ACIKLAMA
#Arkadasbul Genel Sohbet-Chat Odasi!
#Duygu Duygularin Paylasildigi Yer!
#Oyun 7/24 Buyrun Oyun Oynayalim!
#Radyo 7/24 Canli Radyo Kanali!
#Sohbet Sanal Dostluklarin Kuruldugu Yer!
#Almanya Deutsche Chat Raum!
#Hollanda Nederlands Chat Ruimte!

’8 kişiyi öldürdüm, pişman değilim’

Adana’da 8 kişinin katil zanlısı olarak gözaltına alınan Murat Yüksel yakalanmadan 7 ve 1,5 sayfalık iki veda mektubu yazmış. Polisi karşısında görünce ’3 saat erken geldiniz’ diyen katliam zanlısı, cinayetleri nasıl işlediğini anlattı ve ‘pişman değilim’ dedi.


Katliam zanlısının yazdığı mektup

Adana’da 8 kişinin öldürüldüğü katliamın tek şüphelisi olan ve polisteki sorgusunda susma hakkını kullanan Murat Yüksel’in, seri cinayetlerden sonra yakalanmadan kısa süre önce evinde yazdığı 9 sayfalık ‘veda mektubu’ ilginç iddialar ve katliam sırasında failin psikolojik durumunu ortaya koyan satırlarla dolu.

Eşi Nesrin Yüksel’e hitaben yazdığı mektuptaki bazı cümlelerde kardeşi Ali’nin ailenin 7 ferdini öldürdüğünü, onu da kendisinin kazayla öldürdüğünü ileri süren Murat Yüksel, birlikte çalıştığı duraktaki 3-5 kişiyi de öldüreceğine yer veriyor. Katliamdan sonra evine giderek kaleme aldığı ve yakalandığı ana kadar yazmaya devam ettiği ‘Sevgili Nesrin’ hitabıyla başladığı mektup, cinayetlerin arka planında psikolojik sorunların yanısıra, sosyal ve ekonomik nedenler bulunduğuna dair ipuçları da taşıyor.

Katliam şüphelisi Murat Yüksel, mektupta kendini tarif ederken şu ifadelere yer verdi:
“.. Ne istediğini bilen, şanssızlığını bilen ve her zaman yenmeye çalışan, insanlara fazlasıyla güvenen, eşşek gibi, köpek gibi, köle gibi çalışan ve çalışkan, doğru, dürüst, namuslu, hiç kimsenin namusuna ve ırzına dolanmamış, evlendikten sonra harama uçkur çözmemiş, ölümüne ailesini sevmiş, onları her şeyin üzerinde tutmuş, fakat hiç kimseye yaranamamış bir insanım. Hayatım boyunca hep güçlü, otoriter ve istikrarlı olarak yaşadım. Doğru bildiğim hiçbir şeyden dönmedim. Dimdik oldum. Bu kadar dik ve doğru olmak insanı ne yazık ki mutlu sonlara götürmüyor. Final (Tıpkı bende olduğu gibi) iyilerin bazen mutlu sona ulaşıldığı romanlar ve filimler gibi bitmiyor.”

“İHANETİ GÖRDÜM”
Hayatta ‘tonla para kazanmayı’ değil, alın teriyle çalışarak mutlu bir aile kurmayı hedeflediğini ileri sürdüğü mektubunda Murat Yüksel, “Çok mu ayıptı, çok mu abesti, düzenli orta bir gelir, iyi kötü bir araba, oğlumu büyütüp, bahçesinde kovalayıp oynayacağım, iki tane tavuk besleyeceğim bir ev. Hayale bak, ne b.k yemişim de böyle bir hayale dalmışım” diyor.

Yüksel, geçmiş yıllarda edindiği maddi gücünü ve mutluluğunu ailesi yüzünden kaybettiğini öne sürdüğü mektubunu şöyle sürdürüyor:
“Benim senin için ne ifade ettiğimi uzun süre düşündüm. Başlarda, 30 yaşında, akıllı, zeki, çalışkan, bireylere ve topluma karşı duyarlı, 3-5 evi, 3- 5 arabası olan (2000 yılının geliriyle) ayda 10 milyar lira civarında para kazanan, geleceği müthiş umutlu bir ticaret adamı ve bu adam senin için trenin kaçırılmaması gereken son vagonuydu. Ve sen de kaçırmayıp, son vagona atladın. Fakat heyhat, tren devrildi. Ve ihaneti gördüm, beni arkamdan ve içten vurdular. Diktiğim, yetiştirdiğim bütün fidanları ve emeklerimi çaldılar. Kim için, ne için. Benim kazanıp da ortaya koyduğum üç beş mal (Nalan ve Ali) ve egoları (İbrahim, Günay, Ali, Nalan) için yılmadım. O köpeklere bulaşmadım ve sıfırdan tekrar başladım.”

’HEPSİNİN CEZASINI VERECEĞİM’
İçine düştüğü durum için hem kendini, hem de ailesini suçlayan Murat Yüksel, “Benim bu hale gelmemde baş aktör benim. Fakat diğer baş aktörlerin kimini biliyorsun, kimi jenerikte şu ana kadar senin görmeyip bilmediğin şekilde kaldı. Bildiklerin ve bilmediklerinin hepsinin cezasını vereceğim. Ben nasıl çocuğuma bir çikolata alamıyorsam, çocuğumu bundan sonra babasız bırakacaksam, onlar da benimle birlikte çocuklarını bir daha sevemeyecekler. Beni nasıl malım için arkamdan vurdularsa, mallarını yiyemeden bedelini ödeyecekler” derken, cinayeti planladığının ipucunu veriyor.

ŞOFÖR ARKADAŞLARINI DA SUÇLADI
Suçlamalarını sadece ailesine değil, aynı dolmuş durağında çalıştığı şoför arkadaşlarına da yönelten Murat Yüksel, mektubun bu bölümünde şu suçlamada bulunuyor:
“Benim bu hale gelmemde baş aktörler Nalan, Ali, İbrahim, Günay ve gelecekte kendilerini yerlerinden edeceğimi bildikleri için arkamdan bu aptalları yönlendiren duraktaki, senin tanımadığın üç beş şerefsiz. Yaptıklarını hiçbirisinin yanına kar bırakmayacağım. Canlarını alacağım. Onları cezalandırırken, gerekçem beni elimdeki üç kuruşluk mal ve egoları için arkamdan vurmaları. Benim olanlar benim canlarımın olacak yine.”

MALLARIN PAYLAŞIMINI YAPTI
Katliam şüphelisi Murat Yüksel, kendisinden geriye kalacak malların nasıl paylaşılmasını istediğini de ayrıntılı olarak yazarken şu cümlelere yer veriyor:
“Nalan’ın üzerine tapusu yapılmış olan biri Gündoğdu Okulları’nın orada, birisi köyde 2 ev var. Günay ve İbrahim’in üzerine kayıtlı Real’in orada yapımı bitmiş, borcu halen devam eden TOKİ evi var. Ben Kurttepe’deki evi mahkeme aracılığıyla boşalttıktan sonra bu evler alındı ve yapıldı. Allah şahidimdir ki benden çalınanlarla alındı ve mahkeme ile tekrar alamayayım diye (çünkü baştan beri elimde) İbrahim Yüksel’e ait 12 adet, toplam değeri (bugünkü değeri) 800 milyar olan senetli alacağım var. Ben yiğitliğe b.k sürmedim, tenezzül etmedim ve kullanmadım (Bu senetlerin varlığını Handan, Mustafa Erçil, Ali, Günay, İbrahim, Nalan biliyorlar). Şerefsizler benim bu iyi niyetime karşılık 1002’nin (Dolmuş hattındaki hissesini kastediyor) yarısını satıp, bu evleri aldılar ve Nalan’ın üzerine yaptılar. 1002’nin kalan yarısını da 485 ile takas yapıp Ali’nin üzerine yaptılar. Ama ben tenezzül etmedim, tekrar kazanırım (tabi yanlış olduğunu şimdi anlıyorum) düşüncelerini taşıdım. Senetleri ve diğer evraklarımın hepsini aldım, iki üç gün önce imha ettim. Bıraktıklarım sadece fotolarım ve ordudan ayrılış evraklarım (onları da Yüksel’in- çocuğu- ileride merak eder de okuyup öğrenmek ister diye bıraktım). Köydeki evimin tapusunu Cemil’in -yeğeni- üzerine yapın ki Handan -kardeşi- bir hastalık anında satmasın. Handan ve Cemil köydeki evde otursunlar. Köyde Emrullah onlara az buçuk sahip çıkar, Handan’ı sahiplenip kollama konusunda tek umudum küçük emmim Emrullah.”

“OĞLUM BENSİZ OLACAK!”
Oğlu Yüksel Yüksel’e mektubunda özel bir bölüm ayıran Murat Yüksel bu konuda şunları yazdı:
“Yüksel’im müthiş akıllı ve zeki bir çocuk… Artık, Yüksel’imin evde her şeyi yapabileceği ‘en iyi arkadaşı’ (kendi öyle söylüyordu) olmayacak. Mutfağa, tuvalete, banyoya bensiz gidecek. Okuldan akşam, büyük bir adam edasıyla döndüğünde kapıda onu babası karşılamayacak, akşamları yatmadan önce sırtını sabırla (hafiften gıcıklık yaparak) babası kaşımayacak, onu dudaklarından sevgiyle öpen babası olmayacak. Hiç kimse bir evladı babasının sevdiği, öptüğü, koruduğu gibi öpüp koklayamaz. Yalvarırım Yüksel’i babalık eline bırakma (Bu toplumun ileride başının ağrıyacağı şey pedefoli ve homoseksüellik) Onu kollayabilecek babası yok artık, sen onun her şeyi olacaksın. Sorumluluğun çok büyük ama inanıyorum ki altından kalkacak ve iyi bir ‘küçük aile’ olacak, oğlum doğrultusunda torunlarınla oynayıp ailemi büyüteceksiniz.”

ARGO KELİMELER
Katliam şüphelisi Murat Yüksel, mektupta zaman zaman argo kelimeler de kullanıp, “Sen işlerini sağlama alsaydın, kazandığın malların tapu ve ruhsatlarını kendi adına yapsaydın, babanın borcu için kendi malını satmasaydın, kimseye iyi niyet gösterip yardımcı olmasaydın, hayatını kendin için yaşasaydın falan filan. Sonuçta g.t olmasaydın. İnsanların, gerçekteki çirkin yüzlerini görmeyecektin. Yani ben kötü duruma düştüğüm için insanlar çirkinleşti. Ben güçlü kalabilseydim başta ailem olmak üzere etrafımdaki insanların tamamı iyi insanlar olarak kalacaklardı. Ama ne yaparsın kadermiş, çektim çekiyorum” diyor.

“KARDEŞİM BÜTÜN AİLEYİ ÖLDÜRDÜ”
Mektubun dikkat çeken bir bölümü de Murat Yüksel’in, öldürülenler arasında bulunan kardeşi Ali Yüksel’i katliamın sorumlusu olarak suçlaması. Kardeşi Ali Yüksel’in kendisini sürekli tehdit ettiğini, bu nedenle şikayette bulunduğunu ve mahkemenin sürdüğünü mektubunda anlatan Murat Yüksel, 7 ay önce polis zoruyla Ali Yüksel’in Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi’ne yatmasını sağladığını belirtirken, katliamla ilgili şu satırları yazdı:
“Tehditlerinin başında da beni, ailemi, yeğenlerimi, anne, babamı öldüreceğini hep söylemiştir. En son hastaneye yattığında yüzde 80’lik iş göremez ve suç ehliyeti yoktur diye rapor aldığını, sağda solda herkesi keseceğini ve bir gün bile hapis yatmayacağını söylemekte ve beni değişik numaralarla tehdit etmeye devam etmektedir. Bu namussuz adam en son pazartesi günü arayıp, yine pek çok mesaj çekerek ailemi öldüreceğini, beni ve oğlum Yüksel’i öldüreceğini söylediği mesajlar çekmiştir. Evin telefonunu arayıp, uzun süre cevap alamayınca babamın evine gittim. Beni silahla tehdit edip, oturttuktan sonra biraz konuştuk. Daha sonra beni öldürmek için silahını ateşlediğinde silahı tutukluk yaptı. Can havliyle silahını elinden almaya çalışırken tabanca yakın mesafede ateş aldı ve Ali başından vuruldu. Daha sonra yan odalara baktığımda bütün aile efradını öldürdüğünü gördüm.”

“SONUÇ; BİR AİLE FACİASI”
Mektupta, evdeki cenazelerin üstlerini örttüğünü kaydeden Murat Yüksel, kardeşi Ali ile konuşma sırasında bütün parmak izlerini sildiğini, suçun üzerine kalacağını söylediği için polisi aramadan evden çıktığını ifade ederek, bu bölümde de şöyle diyor:
“Ertesi gün bir avukatla görüştüm. Avukat konunun karmaşık olduğunu, Ali Yüksel’in oturduğu evde olayın olduğunu, benim hiç oraya gitmeden polisi aramam gerektiğini, sonuçta Ali benim kardeşim olduğundan aile içi şiddete girdiğini, iyi şartlarda 8- 10 yıl arasında ceza alabileceğimi söyledi. Ben böyle bir cezayı hak edecek bir şey yapmadım. Bu kadar cezayı yatamam. Ben canıma kıyacağım. Ama şu bilinmeli bütün sorumluluk polis ve hastanededir. Kendi evini yaktı, ablasını dövüp, yeğenlerini dövüp, paralarını gasp ederek gece 12’de attı. Benim evime kaç defa silahlı baskına geldi. Karakollara bildirdim. 155’i aradım. Sonuçta elde ne var. Bir aile faciası.”

ORGANLARINI BAĞIŞLAYACAKTI
Bıraktığı mektupta intiharının başka insanların umut kaynağı olacağını bildiren Murat Yüksel, eşinden sorulduğu takdirde bütün organlarının bağışlanması konusunda onay vermesini, cenazesinin de ninesinin mezarının yanına defnedilmesini, oğlunun ve 2 yeğeninin fotoğrafının da kefene konulmasını istiyor.

Eşinden mektubu birkaç kez okumasını isteyen Murat Yüksel, ancak mektuptan başkasına bahsetmemesini de tembihleyerek, “Sen bu mektubu okuduğunda ben işlerimi halletmiş, yani her şey bitmiş olacak” dedi. Murat Yüksel, kıyafetlerinden takım elbisesi ile gözlüklerini saklayıp, büyüdüğünde bir kez de olsa oğluna giydirilmesini de isteyerek, “O kalıba gelince oğlumun bir kere de olsa takımımı giyip, raybanlarımı (gözlüğünü kastediyor) takmasını istiyorum. Ben yukarıdan görürüm. Muhteşem yakışıklı olacağını biliyorum” diye bir cümle de veda mektubunda yer alıyor.

İKİ AYRI MEKTUP

Zanlı Murat Yüksel, cinayetleri gerçekleştirip Pazartesi gecesi eve döndükten sonra eşi Nesrin Yüksel ve çocuğunun uyumasının ardından, 7 ve 1,5 sayfalık iki ayrı mektup yazdı.

Murat Yüksel’in, eşine verilmesi için bıraktığı 7 sayfalık mektupta, “onu çok sevdiğini”, kendisini “hiçbir zaman üzmeyi düşünmediğini”, “çocuğuna iyi bakmasını istediğini” yazdığı öğrenildi.

Eşinden, Ekrem Tok Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinde tedavi gören kız kardeşi Handan Yüksel’e sahip çıkmasını isteyen zanlının, mektubunda ayrıca bundan sonraki yaşamlarını sürdürebilmeleri için maddi kaynakları nasıl değerlendirmeleri gerektiği konusunda ayrıntılı bilgiler verdiği belirtildi.

Murat Yüksel’in polis tarafından gözaltına alınıncaya kadar yazdığı 1,5 sayfalık veda mektubunda ise “ninesinin Camuzcu köyündeki mezarının yanında gömülmek istediği” kaydedildi.

3 KİŞİYİ DAHA ÖLDÜRMEYİ PLANLIYORDU

Bu mektubunda, ayrıca ekonomik sıkıntı yaşamasındaki asıl sebebin ailesinden kaynaklandığını savunduğu ifade edilen zanlının, minibüs çalıştırdığı duraktaki 3 http://dosyalar.hurriyet.com.tr/haber_resim/zili_calani.jpgkişiyi daha babasını aracı satmaya zorladıkları gerekçesiyle öldürmeyi planladığını yazdığı bildirildi.

’3 SAAT ERKEN GELDİNİZ’

Zanlının, öğle saatlerinde, evinde kendisini yakalamaya gelen ekiptekilere, “3 saat erken geldiniz. Çocuğum okuldan geldikten sonra parka götürüp gezdirecektim. Gönlünü alıp veda edecektim. Daha sonra da nenemin mezarına gidip intihar edecektim” dediği belirtildi. Zanlının, olayla ilgili olarak “Pişman değilim. İbrahim ile Günay’ı babam ve annem olarak kabul etmiyorum” dediği öğrenildi.

Murat Yüksel’in, ailesi ile uzun süredir görüşmediğini, son olarak kardeşi Ali Yüksel’in psikolojik tedavi için hastaneye yatırılması sırasında bir araya geldiklerini http://dosyalar.hurriyet.com.tr/haber_resim/katliiam_bannerr.gifsöylediği ifade edildi.

‘AİLEM PARAMI GERİ VERMEDİ’

Zanlının, Diyarbakır’da oto galerisi işlettiğini, 2001 yılında ekonomik kriz nedeniyle işlerinin kötü gittiğini, daha sonra yeniden toparladığını ve ailesine 800 bin TL vererek iki ev aldığını iddia ettiği bildirildi.

Ailesinin bu parayı geri ödemediğini savunan zanlının, “Bana ne bu parayı ödediler, ne de yardımcı oldular. Aldığım evleri Nalan’ın üzerine yaptılar. İbrahim’e senet imzalatmıştım. Ama sinirlenince onları da yırttım” dediği kaydedildi.

Zanlının, ailesinin maddi durumunun iyi olan ve çarşı merkezinde iki iş yeri bulunan eşinden para istemeyi onuruna yediremediğini, çektiği sıkıntılara rağmen http://dosyalar.hurriyet.com.tr/haber_resim/canliyayin_kavga.gifhastanede psikolojik tedavi gören kız kardeşi Handan’ın kızına da kendisinin baktığını söylediği öğrenildi.

CİNAYETİ NASIL İŞLEDİĞİNİ ANLATTI

Murat Yüksel’in, annesi ve en küçük yeğeni Vedat’ı evde bulduğu kabloyla boğduğunu, öldürdüğü diğer kişiler arasında sadece Arif’in bir süre kendisine direndiğini ve bir süre boğuştuklarını anlattığı belirtildi.

Çelik yelek giydirilen zanlı Murat Yüksel, Emniyet Müdürlüğündeki sorgusunun ardından, geniş güvenlik önlemleri altında Adliyeye sevk edildi.
Bu arada, Murat Yüksel’in eşi Nesrin Yüksel, ifadesine başvurulmak üzere Emniyet Müdürlüğüne getirildi.

AİLENİN PSİKOLOJİK DURUMU

Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin Ruh Sağlığı ve Hastalıklar Hastanesinde yaptığı incelemede, farklı tarihlerde zanlı ve baba İbrahim Yüksel’in “şizofren”, kardeşi Ali Yüksel’in “ağır şizofren”, anne Güney’in “depresyon” tedavisi gördüğü tespit edildi.

Ali Yüksel’in sürekli ilaç kullandığı, hastaneye yatırılmadan önce de “kendini peygamber olarak gördüğü” öğrenildi.

AİLENİN SAĞ KALAN TEK FERDİ

Bu arada, ailenin sağ kalan tek ferdi olan, hastanede “manik atak, iki uçlu mizaç bozukluğu” teşhisiyle tedavi gören Handan Yüksel’e ise ağabeyinin tüm ailesini katlettiğinin, doktor kontrolünde bildirildiği ifade edildi.

Hastane yetkililerinden alınan bilgiye göre, yaklaşık üç hafta önce annesi tarafından hastaneye getirilen Handan Yüksel’in tedavi gördüğü bölümdeki televizyon, dün tüm kanalların olayı duyurduğu sırada kapatıldı. Ancak diğer hastaların televizyon seyretme isteği nedeniyle doktorlar tarafından Handan Yüksel’e olay anlatıldı.

Büyük bir ruhsal çöküntü yaşadığı, sinir krizi geçirdiği belirtilen Handan Yüksel sürekli doktor kontrolünde tutulurken, annesinin cenazesine katılma talebi başhekimlik tarafından uygun bulundu.

112 Hızır Acil Servis’e ait ambulansla hastaneden alınan Handan Yüksel, psikiyatr, psikolog, sosyal hizmet uzmanı ve sağlık görevlisinden oluşan ekibin nezaretinde annesinin cenazesinin toprağa verileceği mezarlığa götürüldü.

Hastane yetkilileri, annesinin Handan Yüksel’i sürekli ziyarete geldiğini, bu nedenle de olayı açıklamayı uygun gördüklerini kaydettiler.

CENAZELER DEFNEDİLDİ

Huzurevleri Mahallesi’nde Murat Y. tarafından öldürülen Ela Gül Yüksel (29) ve 6 yaşındaki oğlu Vedat Yüksel’in cenazeleri Adli Tıp Kurumu’ndan yakınları /_np/8638/8118638.jpgtarafından alınarak Kabasakal Mezarlığı’na getirildi.

Anne ve oğlunun cenazeleri, yıkandıktan sonra yakınlarına gösterildi.

Ekonomik sıkıntı çeken eşine kuaförlük yaparak katkıda bulunan Ela Gül Yüksel’in annesi Hatice Ulusal, tören sırasında fenalık geçirdi.

Anne Hatice Ulusal, katil zanlısının kızına ve torununa işkence yaptığını, bunu, cenazeleri gördükten sonra anladıklarını belirterek, “Kızımı ve torunumu vura vura canice öldürmüş, kemiklerini kırmış” dedi.

Ela Gül Yüksel’in adını vermek istemeyen bir diğer yakını ise cesetlerin boğazlarında morartı izlerinin bulunduğunu ifade ederek, zanlının anne ve oğlunu boğduğunu söyledi.

Anne ve oğlunun cenazeleri daha sonra kılınan namazın ardından yan yana toprağa verildi.

Ela Gül Yüksel’in tabutunda gelin duvağı bulunması dikkati çekerken, anne Ulusal, kızı ve torununun mezarlarının başında ağıt yaktı.

Bu Yazıyı Paylaş: These icons link to social bookmarking sites where readers can share and discover new web pages.
  • Facebook
  • TwitThis
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Digg
  • MisterWong
  • Y!GG
  • Webnews
  • Reddit
  • Ask
  • Live-MSN
  • Technorati
  • YahooMyWeb
  • Bloglines
  • Oneview
  • MySpace
  • Print
  • email
Ayni Kategoriden Diger Haberler
  • » Şehit oğlunun mezarı için köyünü terk etmiyor
  • » Alkol cinayet işletti
  • » Sigara şirketlerinin korkunç hedefi!
  • » Türkiye'den Irak'a bayrak tepkisi
  • » İçişleri Bakanı Şahin: Burası da paşanın camisi
  • » Okumayı söktükleri sınıfta öğretmen oldular
  • » Suudi Arabistan'ın Türk alarmı
  • » Münevver cinayetiyle ilgili yeni iddia
  • » Düşüncenin gücü
  • » 19 Mayıs\'ta kadın ile erkek güreşti
  • » Alkışlamak için gittik, bizi çileden çıkardılar
  • » Otobüs şarampole yuvarlandı!
  • » Beşiktaş'a İran piyangosu
  • » Topbaş minibüs devrimi için talimat verdi
  • » KPDS yarın yapılacak!
  • » Eskişehir'de esrarengiz yangınlar!
  • » Set kazılan bahçeden ceset çıktı
  • » Diktatör film fragman
  • » Erkek Bunları Yapıyor demek hale size Aşık
  • » Donna Summer'ın, akciğer kanserinden öldüğü açıklandı
  • Tags: , , ,

    Adana’da 8 kişinin katil zanlısı olarak gözaltına alınan Murat Yüksel yakalanmadan 7 ve 1,5 sayfalık iki veda mektubu yazmış. Polisi karşısında görünce ’3 saat erken geldiniz’ diyen katliam zanlısı, cinayetleri nasıl işlediğini anlattı ve ‘pişman değilim’ dedi.


    Katliam zanlısının yazdığı mektup

    Adana’da 8 kişinin öldürüldüğü katliamın tek şüphelisi olan ve polisteki sorgusunda susma hakkını kullanan Murat Yüksel’in, seri cinayetlerden sonra yakalanmadan kısa süre önce evinde yazdığı 9 sayfalık ‘veda mektubu’ ilginç iddialar ve katliam sırasında failin psikolojik durumunu ortaya koyan satırlarla dolu.

    Eşi Nesrin Yüksel’e hitaben yazdığı mektuptaki bazı cümlelerde kardeşi Ali’nin ailenin 7 ferdini öldürdüğünü, onu da kendisinin kazayla öldürdüğünü ileri süren Murat Yüksel, birlikte çalıştığı duraktaki 3-5 kişiyi de öldüreceğine yer veriyor. Katliamdan sonra evine giderek kaleme aldığı ve yakalandığı ana kadar yazmaya devam ettiği ‘Sevgili Nesrin’ hitabıyla başladığı mektup, cinayetlerin arka planında psikolojik sorunların yanısıra, sosyal ve ekonomik nedenler bulunduğuna dair ipuçları da taşıyor.

    Katliam şüphelisi Murat Yüksel, mektupta kendini tarif ederken şu ifadelere yer verdi:
    “.. Ne istediğini bilen, şanssızlığını bilen ve her zaman yenmeye çalışan, insanlara fazlasıyla güvenen, eşşek gibi, köpek gibi, köle gibi çalışan ve çalışkan, doğru, dürüst, namuslu, hiç kimsenin namusuna ve ırzına dolanmamış, evlendikten sonra harama uçkur çözmemiş, ölümüne ailesini sevmiş, onları her şeyin üzerinde tutmuş, fakat hiç kimseye yaranamamış bir insanım. Hayatım boyunca hep güçlü, otoriter ve istikrarlı olarak yaşadım. Doğru bildiğim hiçbir şeyden dönmedim. Dimdik oldum. Bu kadar dik ve doğru olmak insanı ne yazık ki mutlu sonlara götürmüyor. Final (Tıpkı bende olduğu gibi) iyilerin bazen mutlu sona ulaşıldığı romanlar ve filimler gibi bitmiyor.”

    “İHANETİ GÖRDÜM”
    Hayatta ‘tonla para kazanmayı’ değil, alın teriyle çalışarak mutlu bir aile kurmayı hedeflediğini ileri sürdüğü mektubunda Murat Yüksel, “Çok mu ayıptı, çok mu abesti, düzenli orta bir gelir, iyi kötü bir araba, oğlumu büyütüp, bahçesinde kovalayıp oynayacağım, iki tane tavuk besleyeceğim bir ev. Hayale bak, ne b.k yemişim de böyle bir hayale dalmışım” diyor.

    Yüksel, geçmiş yıllarda edindiği maddi gücünü ve mutluluğunu ailesi yüzünden kaybettiğini öne sürdüğü mektubunu şöyle sürdürüyor:
    “Benim senin için ne ifade ettiğimi uzun süre düşündüm. Başlarda, 30 yaşında, akıllı, zeki, çalışkan, bireylere ve topluma karşı duyarlı, 3-5 evi, 3- 5 arabası olan (2000 yılının geliriyle) ayda 10 milyar lira civarında para kazanan, geleceği müthiş umutlu bir ticaret adamı ve bu adam senin için trenin kaçırılmaması gereken son vagonuydu. Ve sen de kaçırmayıp, son vagona atladın. Fakat heyhat, tren devrildi. Ve ihaneti gördüm, beni arkamdan ve içten vurdular. Diktiğim, yetiştirdiğim bütün fidanları ve emeklerimi çaldılar. Kim için, ne için. Benim kazanıp da ortaya koyduğum üç beş mal (Nalan ve Ali) ve egoları (İbrahim, Günay, Ali, Nalan) için yılmadım. O köpeklere bulaşmadım ve sıfırdan tekrar başladım.”

    ’HEPSİNİN CEZASINI VERECEĞİM’
    İçine düştüğü durum için hem kendini, hem de ailesini suçlayan Murat Yüksel, “Benim bu hale gelmemde baş aktör benim. Fakat diğer baş aktörlerin kimini biliyorsun, kimi jenerikte şu ana kadar senin görmeyip bilmediğin şekilde kaldı. Bildiklerin ve bilmediklerinin hepsinin cezasını vereceğim. Ben nasıl çocuğuma bir çikolata alamıyorsam, çocuğumu bundan sonra babasız bırakacaksam, onlar da benimle birlikte çocuklarını bir daha sevemeyecekler. Beni nasıl malım için arkamdan vurdularsa, mallarını yiyemeden bedelini ödeyecekler” derken, cinayeti planladığının ipucunu veriyor.

    ŞOFÖR ARKADAŞLARINI DA SUÇLADI
    Suçlamalarını sadece ailesine değil, aynı dolmuş durağında çalıştığı şoför arkadaşlarına da yönelten Murat Yüksel, mektubun bu bölümünde şu suçlamada bulunuyor:
    “Benim bu hale gelmemde baş aktörler Nalan, Ali, İbrahim, Günay ve gelecekte kendilerini yerlerinden edeceğimi bildikleri için arkamdan bu aptalları yönlendiren duraktaki, senin tanımadığın üç beş şerefsiz. Yaptıklarını hiçbirisinin yanına kar bırakmayacağım. Canlarını alacağım. Onları cezalandırırken, gerekçem beni elimdeki üç kuruşluk mal ve egoları için arkamdan vurmaları. Benim olanlar benim canlarımın olacak yine.”

    MALLARIN PAYLAŞIMINI YAPTI
    Katliam şüphelisi Murat Yüksel, kendisinden geriye kalacak malların nasıl paylaşılmasını istediğini de ayrıntılı olarak yazarken şu cümlelere yer veriyor:
    “Nalan’ın üzerine tapusu yapılmış olan biri Gündoğdu Okulları’nın orada, birisi köyde 2 ev var. Günay ve İbrahim’in üzerine kayıtlı Real’in orada yapımı bitmiş, borcu halen devam eden TOKİ evi var. Ben Kurttepe’deki evi mahkeme aracılığıyla boşalttıktan sonra bu evler alındı ve yapıldı. Allah şahidimdir ki benden çalınanlarla alındı ve mahkeme ile tekrar alamayayım diye (çünkü baştan beri elimde) İbrahim Yüksel’e ait 12 adet, toplam değeri (bugünkü değeri) 800 milyar olan senetli alacağım var. Ben yiğitliğe b.k sürmedim, tenezzül etmedim ve kullanmadım (Bu senetlerin varlığını Handan, Mustafa Erçil, Ali, Günay, İbrahim, Nalan biliyorlar). Şerefsizler benim bu iyi niyetime karşılık 1002’nin (Dolmuş hattındaki hissesini kastediyor) yarısını satıp, bu evleri aldılar ve Nalan’ın üzerine yaptılar. 1002’nin kalan yarısını da 485 ile takas yapıp Ali’nin üzerine yaptılar. Ama ben tenezzül etmedim, tekrar kazanırım (tabi yanlış olduğunu şimdi anlıyorum) düşüncelerini taşıdım. Senetleri ve diğer evraklarımın hepsini aldım, iki üç gün önce imha ettim. Bıraktıklarım sadece fotolarım ve ordudan ayrılış evraklarım (onları da Yüksel’in- çocuğu- ileride merak eder de okuyup öğrenmek ister diye bıraktım). Köydeki evimin tapusunu Cemil’in -yeğeni- üzerine yapın ki Handan -kardeşi- bir hastalık anında satmasın. Handan ve Cemil köydeki evde otursunlar. Köyde Emrullah onlara az buçuk sahip çıkar, Handan’ı sahiplenip kollama konusunda tek umudum küçük emmim Emrullah.”

    “OĞLUM BENSİZ OLACAK!”
    Oğlu Yüksel Yüksel’e mektubunda özel bir bölüm ayıran Murat Yüksel bu konuda şunları yazdı:
    “Yüksel’im müthiş akıllı ve zeki bir çocuk… Artık, Yüksel’imin evde her şeyi yapabileceği ‘en iyi arkadaşı’ (kendi öyle söylüyordu) olmayacak. Mutfağa, tuvalete, banyoya bensiz gidecek. Okuldan akşam, büyük bir adam edasıyla döndüğünde kapıda onu babası karşılamayacak, akşamları yatmadan önce sırtını sabırla (hafiften gıcıklık yaparak) babası kaşımayacak, onu dudaklarından sevgiyle öpen babası olmayacak. Hiç kimse bir evladı babasının sevdiği, öptüğü, koruduğu gibi öpüp koklayamaz. Yalvarırım Yüksel’i babalık eline bırakma (Bu toplumun ileride başının ağrıyacağı şey pedefoli ve homoseksüellik) Onu kollayabilecek babası yok artık, sen onun her şeyi olacaksın. Sorumluluğun çok büyük ama inanıyorum ki altından kalkacak ve iyi bir ‘küçük aile’ olacak, oğlum doğrultusunda torunlarınla oynayıp ailemi büyüteceksiniz.”

    ARGO KELİMELER
    Katliam şüphelisi Murat Yüksel, mektupta zaman zaman argo kelimeler de kullanıp, “Sen işlerini sağlama alsaydın, kazandığın malların tapu ve ruhsatlarını kendi adına yapsaydın, babanın borcu için kendi malını satmasaydın, kimseye iyi niyet gösterip yardımcı olmasaydın, hayatını kendin için yaşasaydın falan filan. Sonuçta g.t olmasaydın. İnsanların, gerçekteki çirkin yüzlerini görmeyecektin. Yani ben kötü duruma düştüğüm için insanlar çirkinleşti. Ben güçlü kalabilseydim başta ailem olmak üzere etrafımdaki insanların tamamı iyi insanlar olarak kalacaklardı. Ama ne yaparsın kadermiş, çektim çekiyorum” diyor.

    “KARDEŞİM BÜTÜN AİLEYİ ÖLDÜRDÜ”
    Mektubun dikkat çeken bir bölümü de Murat Yüksel’in, öldürülenler arasında bulunan kardeşi Ali Yüksel’i katliamın sorumlusu olarak suçlaması. Kardeşi Ali Yüksel’in kendisini sürekli tehdit ettiğini, bu nedenle şikayette bulunduğunu ve mahkemenin sürdüğünü mektubunda anlatan Murat Yüksel, 7 ay önce polis zoruyla Ali Yüksel’in Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi’ne yatmasını sağladığını belirtirken, katliamla ilgili şu satırları yazdı:
    “Tehditlerinin başında da beni, ailemi, yeğenlerimi, anne, babamı öldüreceğini hep söylemiştir. En son hastaneye yattığında yüzde 80’lik iş göremez ve suç ehliyeti yoktur diye rapor aldığını, sağda solda herkesi keseceğini ve bir gün bile hapis yatmayacağını söylemekte ve beni değişik numaralarla tehdit etmeye devam etmektedir. Bu namussuz adam en son pazartesi günü arayıp, yine pek çok mesaj çekerek ailemi öldüreceğini, beni ve oğlum Yüksel’i öldüreceğini söylediği mesajlar çekmiştir. Evin telefonunu arayıp, uzun süre cevap alamayınca babamın evine gittim. Beni silahla tehdit edip, oturttuktan sonra biraz konuştuk. Daha sonra beni öldürmek için silahını ateşlediğinde silahı tutukluk yaptı. Can havliyle silahını elinden almaya çalışırken tabanca yakın mesafede ateş aldı ve Ali başından vuruldu. Daha sonra yan odalara baktığımda bütün aile efradını öldürdüğünü gördüm.”

    “SONUÇ; BİR AİLE FACİASI”
    Mektupta, evdeki cenazelerin üstlerini örttüğünü kaydeden Murat Yüksel, kardeşi Ali ile konuşma sırasında bütün parmak izlerini sildiğini, suçun üzerine kalacağını söylediği için polisi aramadan evden çıktığını ifade ederek, bu bölümde de şöyle diyor:
    “Ertesi gün bir avukatla görüştüm. Avukat konunun karmaşık olduğunu, Ali Yüksel’in oturduğu evde olayın olduğunu, benim hiç oraya gitmeden polisi aramam gerektiğini, sonuçta Ali benim kardeşim olduğundan aile içi şiddete girdiğini, iyi şartlarda 8- 10 yıl arasında ceza alabileceğimi söyledi. Ben böyle bir cezayı hak edecek bir şey yapmadım. Bu kadar cezayı yatamam. Ben canıma kıyacağım. Ama şu bilinmeli bütün sorumluluk polis ve hastanededir. Kendi evini yaktı, ablasını dövüp, yeğenlerini dövüp, paralarını gasp ederek gece 12’de attı. Benim evime kaç defa silahlı baskına geldi. Karakollara bildirdim. 155’i aradım. Sonuçta elde ne var. Bir aile faciası.”

    ORGANLARINI BAĞIŞLAYACAKTI
    Bıraktığı mektupta intiharının başka insanların umut kaynağı olacağını bildiren Murat Yüksel, eşinden sorulduğu takdirde bütün organlarının bağışlanması konusunda onay vermesini, cenazesinin de ninesinin mezarının yanına defnedilmesini, oğlunun ve 2 yeğeninin fotoğrafının da kefene konulmasını istiyor.

    Eşinden mektubu birkaç kez okumasını isteyen Murat Yüksel, ancak mektuptan başkasına bahsetmemesini de tembihleyerek, “Sen bu mektubu okuduğunda ben işlerimi halletmiş, yani her şey bitmiş olacak” dedi. Murat Yüksel, kıyafetlerinden takım elbisesi ile gözlüklerini saklayıp, büyüdüğünde bir kez de olsa oğluna giydirilmesini de isteyerek, “O kalıba gelince oğlumun bir kere de olsa takımımı giyip, raybanlarımı (gözlüğünü kastediyor) takmasını istiyorum. Ben yukarıdan görürüm. Muhteşem yakışıklı olacağını biliyorum” diye bir cümle de veda mektubunda yer alıyor.

    İKİ AYRI MEKTUP

    Zanlı Murat Yüksel, cinayetleri gerçekleştirip Pazartesi gecesi eve döndükten sonra eşi Nesrin Yüksel ve çocuğunun uyumasının ardından, 7 ve 1,5 sayfalık iki ayrı mektup yazdı.

    Murat Yüksel’in, eşine verilmesi için bıraktığı 7 sayfalık mektupta, “onu çok sevdiğini”, kendisini “hiçbir zaman üzmeyi düşünmediğini”, “çocuğuna iyi bakmasını istediğini” yazdığı öğrenildi.

    Eşinden, Ekrem Tok Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinde tedavi gören kız kardeşi Handan Yüksel’e sahip çıkmasını isteyen zanlının, mektubunda ayrıca bundan sonraki yaşamlarını sürdürebilmeleri için maddi kaynakları nasıl değerlendirmeleri gerektiği konusunda ayrıntılı bilgiler verdiği belirtildi.

    Murat Yüksel’in polis tarafından gözaltına alınıncaya kadar yazdığı 1,5 sayfalık veda mektubunda ise “ninesinin Camuzcu köyündeki mezarının yanında gömülmek istediği” kaydedildi.

    3 KİŞİYİ DAHA ÖLDÜRMEYİ PLANLIYORDU

    Bu mektubunda, ayrıca ekonomik sıkıntı yaşamasındaki asıl sebebin ailesinden kaynaklandığını savunduğu ifade edilen zanlının, minibüs çalıştırdığı duraktaki 3 http://dosyalar.hurriyet.com.tr/haber_resim/zili_calani.jpgkişiyi daha babasını aracı satmaya zorladıkları gerekçesiyle öldürmeyi planladığını yazdığı bildirildi.

    ’3 SAAT ERKEN GELDİNİZ’

    Zanlının, öğle saatlerinde, evinde kendisini yakalamaya gelen ekiptekilere, “3 saat erken geldiniz. Çocuğum okuldan geldikten sonra parka götürüp gezdirecektim. Gönlünü alıp veda edecektim. Daha sonra da nenemin mezarına gidip intihar edecektim” dediği belirtildi. Zanlının, olayla ilgili olarak “Pişman değilim. İbrahim ile Günay’ı babam ve annem olarak kabul etmiyorum” dediği öğrenildi.

    Murat Yüksel’in, ailesi ile uzun süredir görüşmediğini, son olarak kardeşi Ali Yüksel’in psikolojik tedavi için hastaneye yatırılması sırasında bir araya geldiklerini http://dosyalar.hurriyet.com.tr/haber_resim/katliiam_bannerr.gifsöylediği ifade edildi.

    ‘AİLEM PARAMI GERİ VERMEDİ’

    Zanlının, Diyarbakır’da oto galerisi işlettiğini, 2001 yılında ekonomik kriz nedeniyle işlerinin kötü gittiğini, daha sonra yeniden toparladığını ve ailesine 800 bin TL vererek iki ev aldığını iddia ettiği bildirildi.

    Ailesinin bu parayı geri ödemediğini savunan zanlının, “Bana ne bu parayı ödediler, ne de yardımcı oldular. Aldığım evleri Nalan’ın üzerine yaptılar. İbrahim’e senet imzalatmıştım. Ama sinirlenince onları da yırttım” dediği kaydedildi.

    Zanlının, ailesinin maddi durumunun iyi olan ve çarşı merkezinde iki iş yeri bulunan eşinden para istemeyi onuruna yediremediğini, çektiği sıkıntılara rağmen http://dosyalar.hurriyet.com.tr/haber_resim/canliyayin_kavga.gifhastanede psikolojik tedavi gören kız kardeşi Handan’ın kızına da kendisinin baktığını söylediği öğrenildi.

    CİNAYETİ NASIL İŞLEDİĞİNİ ANLATTI

    Murat Yüksel’in, annesi ve en küçük yeğeni Vedat’ı evde bulduğu kabloyla boğduğunu, öldürdüğü diğer kişiler arasında sadece Arif’in bir süre kendisine direndiğini ve bir süre boğuştuklarını anlattığı belirtildi.

    Çelik yelek giydirilen zanlı Murat Yüksel, Emniyet Müdürlüğündeki sorgusunun ardından, geniş güvenlik önlemleri altında Adliyeye sevk edildi.
    Bu arada, Murat Yüksel’in eşi Nesrin Yüksel, ifadesine başvurulmak üzere Emniyet Müdürlüğüne getirildi.

    AİLENİN PSİKOLOJİK DURUMU

    Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin Ruh Sağlığı ve Hastalıklar Hastanesinde yaptığı incelemede, farklı tarihlerde zanlı ve baba İbrahim Yüksel’in “şizofren”, kardeşi Ali Yüksel’in “ağır şizofren”, anne Güney’in “depresyon” tedavisi gördüğü tespit edildi.

    Ali Yüksel’in sürekli ilaç kullandığı, hastaneye yatırılmadan önce de “kendini peygamber olarak gördüğü” öğrenildi.

    AİLENİN SAĞ KALAN TEK FERDİ

    Bu arada, ailenin sağ kalan tek ferdi olan, hastanede “manik atak, iki uçlu mizaç bozukluğu” teşhisiyle tedavi gören Handan Yüksel’e ise ağabeyinin tüm ailesini katlettiğinin, doktor kontrolünde bildirildiği ifade edildi.

    Hastane yetkililerinden alınan bilgiye göre, yaklaşık üç hafta önce annesi tarafından hastaneye getirilen Handan Yüksel’in tedavi gördüğü bölümdeki televizyon, dün tüm kanalların olayı duyurduğu sırada kapatıldı. Ancak diğer hastaların televizyon seyretme isteği nedeniyle doktorlar tarafından Handan Yüksel’e olay anlatıldı.

    Büyük bir ruhsal çöküntü yaşadığı, sinir krizi geçirdiği belirtilen Handan Yüksel sürekli doktor kontrolünde tutulurken, annesinin cenazesine katılma talebi başhekimlik tarafından uygun bulundu.

    112 Hızır Acil Servis’e ait ambulansla hastaneden alınan Handan Yüksel, psikiyatr, psikolog, sosyal hizmet uzmanı ve sağlık görevlisinden oluşan ekibin nezaretinde annesinin cenazesinin toprağa verileceği mezarlığa götürüldü.

    Hastane yetkilileri, annesinin Handan Yüksel’i sürekli ziyarete geldiğini, bu nedenle de olayı açıklamayı uygun gördüklerini kaydettiler.

    CENAZELER DEFNEDİLDİ

    Huzurevleri Mahallesi’nde Murat Y. tarafından öldürülen Ela Gül Yüksel (29) ve 6 yaşındaki oğlu Vedat Yüksel’in cenazeleri Adli Tıp Kurumu’ndan yakınları /_np/8638/8118638.jpgtarafından alınarak Kabasakal Mezarlığı’na getirildi.

    Anne ve oğlunun cenazeleri, yıkandıktan sonra yakınlarına gösterildi.

    Ekonomik sıkıntı çeken eşine kuaförlük yaparak katkıda bulunan Ela Gül Yüksel’in annesi Hatice Ulusal, tören sırasında fenalık geçirdi.

    Anne Hatice Ulusal, katil zanlısının kızına ve torununa işkence yaptığını, bunu, cenazeleri gördükten sonra anladıklarını belirterek, “Kızımı ve torunumu vura vura canice öldürmüş, kemiklerini kırmış” dedi.

    Ela Gül Yüksel’in adını vermek istemeyen bir diğer yakını ise cesetlerin boğazlarında morartı izlerinin bulunduğunu ifade ederek, zanlının anne ve oğlunu boğduğunu söyledi.

    Anne ve oğlunun cenazeleri daha sonra kılınan namazın ardından yan yana toprağa verildi.

    Ela Gül Yüksel’in tabutunda gelin duvağı bulunması dikkati çekerken, anne Ulusal, kızı ve torununun mezarlarının başında ağıt yaktı.

    Bu Yazıyı Paylaş: These icons link to social bookmarking sites where readers can share and discover new web pages.
    • Facebook
    • TwitThis
    • Google Bookmarks
    • del.icio.us
    • StumbleUpon
    • Digg
    • MisterWong
    • Y!GG
    • Webnews
    • Reddit
    • Ask
    • Live-MSN
    • Technorati
    • YahooMyWeb
    • Bloglines
    • Oneview
    • MySpace
    • Print
    • email

    Yoruma kapali .

    Arama
    Bedava Online Oyun Siteniz

    Sohbet – Chat Odalari
    #Arkadasbul
    #Turkiye
    #Radyo
    #Oyun
     Alta Nick Yaz Gir'e Tikla Yüzlerce kisiyle sohbet et
    Döviz Kurlari
    Satis
    Alis
    AUD
    1.8067
    1.7950
    CAD
    1.8009
    1.7928
    CHF
    1.9374
    1.9250
    DKK
    0.3131
    0.3115
    EUR
    2.3270
    2.3158
    GBP
    2.8965
    2.8814
    JPY
    2.3099
    2.2947
    KWD
    6.5536
    6.4684
    NOK
    0.3063
    0.3042
    SAR
    0.4886
    0.4877
    SEK
    0.2552
    0.2526
    USD
    1.8324
    1.8236
    Son Güncellenme15:30 - 05/18/2012
    Kategoriler
    Links
    sohbet
    Add to Technorati Favorites
    Google PageRank
    blogarama - the blog directory
    Chat
    Sohbet odaları
    Sohbet odaları
    Chat
    Rss Okuyucu Sayisi
    87